• SURİYELİ MUHACİRLER VE MÜLTECİ POLİTİKALARI

      Göçlerin sık ve çok olduğu coğrafya bazen çok esnek olur, yeni gelene kucak açar onun iyi taraflarını alır kendine mal eder, yeni gelenlerin yanlışlarını da düzeltme yoluna gider. Bu hal oturmuş topluluklar için mümkündür. Gelen göçmen sayısı...

DUYURULAR

SURİYELİ MUHACİRLER VE MÜLTECİ POLİTİKALARI

Göçlerin sık ve çok olduğu coğrafya bazen çok esnek olur, yeni gelene kucak açar onun iyi taraflarını alır kendine mal eder, yeni gelenlerin yanlışlarını da düzeltme yoluna gider. Bu hal oturmuş topluluklar için mümkündür. Gelen göçmen sayısı mevcut toplumsal yapıyı altüst edecek derecede fazla ise toplumun oturmuşluğu da zedelenir.

Gelen göçmen sayısı fazla ise, kendini değiştirmeyi fazla önemsemez ve değişmek istemez. Gelen göçmen kitlesi geldiği yerin işleyişini ve kültürel kodlarını beğenmiyorsa içine kapanır kendine lazım olduğu kadar yerel ile irtibata geçer.

Kimi toplumlar da dışarıdan geleni yük sayar, geleni ekmeğine aşına ortak olarak görür ve gelene kendini kapatır. Bu durum daha çok milliyetçi ve kapalı toplumlarda kendini gösterir. Bu sefer gelenler varlıklarını sürdürebilmek için geldikleri yerin dilini öğrenmeye mecbur olur ve kültürel kodlarına uyum sağlamaya uğraşırlar.

İNSAN KENDİ ÖZÜNE BAKABİLİR Mİ?

Uzun bir aradan sonra tekrar huzurunuzdayım. Geçirmekte olduğumu bir rahatsızlık nedeniyle yazıya ara vermiştim. Bundan böyle yazı tarzımı belki konu seçimini değiştirmeyi düşünüyorum. Bakalım becerebilir miyim? Dualarınızı bekliyorum. 

İnsan özü, kendisi, hodî, benliği, kişiliği nedir diye sorulsa?

Her meslek erbabı farklı cevap verir. 

Tefsirci başka tarif eder özü, kelamcı başka. Felsefeci başka bakar ,tabip başka bakar, psikolog başka bakar, sosyolog başka bakar…

GELECEK TASAVVURU

İki kelime, iki kavram, “gelecek” ve “tasavvur” 

Gelecek; 1. (Zaman olarak) içinde bulunulan andan sonraki; henüz yaşanmamış, ilerideki. 2. İleride olması, gerçekleşmesi beklenen. 3. is. Zamanın içinde bulunduğumuz andan sonraki bölümü; henüz gelmemiş, yaşanmamış zaman dilimi. 4. Bir kişinin ilerideki yaşantısı; istikbal. 5. Daha sonra yaşayacak olan kuşaklar; yeni nesiller. Gelmesi beklenen, gelişinin geleceği düşünülen…

Gelecekçilik, -ği [gel-ecek-çi-lik] is. Yirminci yüzyılın başlarında İtalya’daki baş döndürücü atılımın ürünü olarak ortaya çıkan, geçmişi, gelenekleri, eski alışkanlıkları, ahlakı reddederek hızı, makineleşmeyi, modem hayatın canlılığını ve bunlardan kaynaklanan macera dolu sevgileri, saldırgan duyguları, şiddet gösterilerini yücelten sanatçı ve edebiyat akımı; fütürizm. (Bkz. Ötüken Türkçe Sözlük)

HAÇLI VAHŞETİNE KARŞI İSLAM KARDEŞLİĞİ (BİRLİĞİ) - III

Haçlı ruhuyla, batı emperyalistlerle mücadele, hamasetle, retorikle, geçmişin parlak dönemine sığınmakla temin edilemez. Gerçekçi, ayakları yere basan, kendini ve düşmanını bilen ona göre bir var oluş sergileyen nesille mümkün olabilir.

Müslüman fert, tek başına vecibelerini yerine getirmekle emperyalizme karşı duramaz. Her bir ferdin yapabileceği sınırlıdır. İşin aslı kişilerde bitiyorsa da kişilerin ferden ferde yaptıklarını değerlendiren, yönlendiren işleme koyan organizasyonların da olması zaruridir.

Fertlerin eğitiminde, yönlendirmelerinde ve elde ettiklerini değerlendirmede onları destekleyen bir yapının olması lazımdır. Bu yapılar; aile, cemaatler/ vakıflar veya devletin herhangi bir kurum ve kuruluşu da olabilir.

YENİ MODERNLİĞE KARŞI YENİ NESİL İSLAMLAŞMAYI SAĞLAYACAK

Kendi çağını anlayan, onunla aynı dili konuşan, çağın imkânlarından istifade ederek İslam’ı çağın insanının anladığı şekilde sunabilen bir gençlik. Hem bu çağla iletişim kuracak, onu anlayacak hem de onun azgınlıklarıyla hesaplaşacak bir gençlik.

İşte bu gençlik; İslam’ın özüne, esasına, temel metinlerine sımsıkı sarılarak; sağlam ve sarsılmaz imanlı bir nesil olacak, bu iman sahibi insanlardan oluşan ve ahlaki ilkelere son derece bağlı bir topluluk oluşturacak. Sonra bu ahlakı kurumlara içirmek ve orada iman ve ahlaklarıyla numune teşkil etmeyi sağlayacak.

Yetişecek olan bu nesil geleceğin inşasını gerçekleştirebilecek. Bu nesil; bilgi ile bilinci içiçe ve birlikte elde edecek ve bunu topluma, kurumlara uygulayacak.

HAÇLI VAHŞETİNE KARŞI İSLAM KARDEŞLİĞİ (BİRLİĞİ) – II

İslam ve Müslüman düşmanı, beyaz ırk üstünlüğünü savunan Yeni Zelandalı cani saldırgan Brenton Tarrant, tam bir haçlı zihniyetini sergilemektedir. Söyledikleri arasında Endülüs de vardır. Batılılar 750 sene (takriben 711-1609) hüküm süren Endülüs Emevi Devletini ortadan kaldırdılar, orada artık Müslümanların izine de rastlamak mümkün değil. İstanbul ve Türkiye ile söyledikleri de sıradan söylemler değildir, İspanya’da yaptıklarını İstanbul’da da yapacaklarını söylüyor(lar). Bunu geleceğe yönelik bir zemin hazırlama arzusu, isteği olarak anlamak ve görmek lazım gelir.

ÜLKE-BÖLGE-DÜNYA

İslam dünyası, dünya siyaseti ve hâkimiyetini etkileyen yeryüzü coğrafyasında bulunmaktadır. Bu coğrafya, dinlerin çıktığı ve yayıldığı coğrafyadır. Dünya seyr u seferinde, bu coğrafya, odak noktasıdır. Dünya hâkimiyeti bu coğrafyaya hâkim olmaktan geçer.

Teknolojinin gelişmesi, iletişimin hızlanması, coğrafi keşifler, uzayın kullanılır hale getirilmesi, uydu hâkimiyeti, küreselleşen dünya… bütün bunlar İslam coğrafyasının ehemmiyetini yok edememiştir.

HAÇLI VAHŞETİNE KARŞI İSLAM KARDEŞLİĞİ (BİRLİĞİ) – I

Allah düşmanları, İslam ve Müslüman karşıtları, fıtrat bozucular, kâinata savaş açanlar hep birlikte harekete geçtiler. Herkes, bulunduğu yer ve mevkiine göre ehl-i İslam’a ve İslam’ın kendisine cephe açmış durumda. 

Yeni Zelanda’da Cuma günü cami cemaatine yapılan saldırı haçlı zihniyetin ve vahşetin açık ve örtülemez bir göstergesidir.

Bu zihniyetin gelecekte de neler yapabileceğinin ipuçlarını veriyor. Saldırganın manifestosu başlı başına ibret verici bir vahşet ve kin kusuculuk taşır.

MEHMET AKİF ERSOY'UN "NASRULLAH" KÜRSÜSÜNDEN HİTABI

Kastamonu 19 Teşrinisani 1336 (1920) Cuma günü

بسم الله الرحمن الرحيم

يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُواْ لاَ تَتَّخِذُواْ بِطَانَةً مِّن دُونِكُمْ لاَ يَأْلُونَكُمْ خَبَالاً وَدُّواْ مَا عَنِتُّمْ قَدْ بَدَتِ الْبَغْضَاء مِنْ أَفْوَاهِهِمْ وَمَا تُخْفِي صُدُورُهُمْ أَكْبَرُ قَدْ بَيَّنَّا لَكُمُ الآيَاتِ إِن كُنتُمْ تَعْقِلُونَ

Tercümesi

medeniyet akademi 2019 2020 1

tefsir dersleri

medeniyet bulten logo

Yazanlarımız